bildirim ikonu
Ana içeriğin başı

 COP28 iklim değişikliği ile mücadelede önemli adımlar attı. Savunmasız ülkelerin karşı karşıya kaldığı ciddileşen kayıp ve hasarları ele almak amacıyla oluşturulan yeni fonla başlayan süreç, iklim değişikliğinin başlıca etkeni olan fosil yakıtlara karşı mücadeleye yönelik ilk uluslararası anlaşma ile sonuçlandı.

Bu yılki COP'un odak noktası, Paris Anlaşması'nın ilk Küresel Durum Değerlendirmesi oldu. Dubai'de gerçekleşen BAE Mutabakatı adlı bu değerlendirme, enerji, ulaşım ve doğa gibi kritik alanlarda iklim sorunlarının tüm kapsamını ele alarak dünyaya önemli sinyaller gönderdi. Bu anlaşma aynı zamanda 2025'te yapılacak bir sonraki ulusal iklim taahhütleri (NDC'ler) turu için bir yön belirledi.

COP28 iklim görüşmeleri, BM iklim müzakerelerinin başlangıcından bu yana resmî sonuçlarda ilk kez yer alan "fosil yakıtlardan uzaklaşma" kararıyla tarihi bir anı işaret ediyor. Bu karar, petrol ve doğalgaz çıkarlarından gelen güçlü baskılara rağmen, önemli ülkelerin müzakerelerde birleşerek anlaşmaya varmalarını simgeliyor. Resmi müzakerelerin ötesinde, COP28'de metan emisyonlarının azaltılması, sürdürülebilir gıda sistemlerinin oluşturulması, ormanların korunması gibi yeni taahhütler de dahil olmak üzere önemli ilerlemeler kaydedildi.

Ancak, her şey olumlu değildi. Küçük Ada Devletleri İttifakı'nın (AOSIS) baş müzakerecisi, anlaşmanın bazı olumlu unsurlarına rağmen, karbon yakalama teknolojisi ve diğer konulara verilen destek konusunda endişelerini dile getirdi. İklim krizini önlemek için gerekli rotanın henüz tam olarak güvence altına alınmadığını belirtti.

Gelecek yılın beklentileri ise Azerbaycan'da düzenlenecek olan COP29 üzerinde yoğunlaşıyor. Bu zirve, özellikle finansla ilgili karmaşık ve temel sorulara çözümler getirmek zorunda. Küresel çapta sürdürülebilir bir geleceğe doğru ilerlemenin anahtarı, bu zorlu sorunlara etkili çözümler bulmak ve uygulamak olacak.

COP28 görüşmeleri, dünyanın temiz enerjiye geçişteki hızını ve finansman zorluklarını ele alarak önemli bir kilometre taşı oluşturdu. İşte görüşmelerin ana konularından bazıları:

Fosil Yakıtlardan Temiz Enerjiye Geçiş

COP28 sonuçları, 2050 yılına kadar net sıfır emisyon hedefine ulaşmak için hızlı ve adil eylemlerin önemini vurguluyor. Ayrıca, 2030'a kadar dünya genelinde yenilenebilir enerji kapasitesini üç katına çıkarma ve enerji verimliliğini iki katına çıkarma taahhüdünü içeriyor.

Ancak, bazı endişeler de var. Yenilenebilir enerjiye geçiş, gelişmekte olan ülkeler için maliyetli olabilir ve finansman zorlukları yaratabilir. Bu zorluklar, ileri teknolojilere yatırımın yanlış hizalanmış politika ve faiz oranları nedeniyle ulaşılmaz hale gelmesinden kaynaklanabilir.

Finansal sorunlar, temiz enerji geçişini engelleyebilir. Mali zorlukların üstesinden gelmek, adil ve eşitlikçi bir geçiş için önemlidir. Ancak, COP28 sonuçları, bu mali zorluklara kesin çözümler sunmada eksik kaldı.

COP28 sonuçları, petrol ve gaz üreten ülkelerin geleceği konusunda belirsizlik yarattı. Geçiş yakıtlarına destek, doğal gazın referans alınması ve karbon yakalama teknolojisinin sınırlamaları konusunda çekinceler bulunuyor. Bu durum, temiz enerjiye geçişi yavaşlatabilir.

COP28 kararlarının gerçeğe dönüştürülmesi için ülkelerin, 2025'te yapılacak olan NDC'lerin bir sonraki turunda güçlü hedefler belirlemesi önemlidir. Ayrıca, gelişmekte olan ülkelerin enerji geçişine destek olmak için daha fazla finansman sağlanması gerekmektedir.

Kayıp ve Hasar Fonu

COP28'in önemli sonuçlarından biri, uzun süren müzakerelerin ardından Kayıp ve Hasar Fonu'nun faaliyete geçmesiydi. Bu fon, iklime karşı savunmasız ülkelerin karşılaştığı zorlu iklim etkileriyle başa çıkmalarına destek olmayı amaçlıyor. Ancak, fonun başlatılması, gelişmekte olan ülkelerin zorlu tavizler vermesini gerektiren bir süreçti.

Fonu desteklemek amacıyla bazı ülkeler yaklaşık 700 milyon dolar bağışta bulundu, ancak bu miktar, savunmasız ülkelerin 2030'a kadar karşılaşabileceği 580 milyar dolarlık iklim bağlantılı zararla karşılaştırıldığında sınırlı kaldı.

Ayrıca, BM Afet Riskini Azaltma Ofisi ve Proje Hizmetleri Ofisi'nin, gelişmekte olan savunmasız ülkelere teknik yardım sağlayacak olan Santiago Kayıp ve Hasar Ağı'na ev sahipliği yapma konusunda da anlaşmaya varıldı.

Ancak kayıp ve hasarın, iklim eyleminin diğer alanları kadar tanınmadığı ve ihmal edildiği belirtiliyor. Bu, özellikle iklim değişikliğinin etkileriyle yüzleşen savunmasız topluluklar ve gelişmekte olan ülkeler için kritik bir eksikliktir.

Bundan sonraki adımda, Kayıp ve Hasar Fonu Kurulu'nun politikaları belirlemesi ve dünya genelinde etkili bir şekilde harekete geçmesi bekleniyor. Dünya Bankası'nın müzakerecilere ev sahipliği yapma davetine nasıl yanıt vereceği ve COP29'a kadar kurumsal düzenlemelerin nasıl yapılacağı da önemli bir konu.

Ülkelerin yenilikçi finansman kaynaklarını harekete geçirmek ve iklime karşı savunmasız toplulukların ihtiyaçlarını karşılamak için daha büyük taahhütlerde bulunması gerekiyor. NDC'lerin bir sonraki turunda kayıp ve hasara ilişkin detaylı planlamalar yapmaları da kritik önem taşıyor.


Uyum Hedefi Çerçevesi 

Paris Anlaşması'nda belirlenen küresel uyum hedefinin çerçevesi, COP28'de belirli temalar ve sektörler üzerinde anlaşmaya varılarak oluşturuldu. Ancak bu çerçeve, hedeflerin sayısallaştırılmamasından ve gelişmekte olan ülkelere yönelik mali destekleri içermediğinden bir eksiklik taşıyor.

Küresel Durum Değerlendirmesi, uyum finansmanındaki açığın büyüdüğünü ve mevcut taahhütlerin ötesinde önemli bir artışa ihtiyaç olduğunu belirtiyor. Ancak çerçeve, bu finansman açığına yalnızca üstünkörü bir gönderme yaparak eksik bir noktayı işaret ediyor.

Müzakereciler, çerçevenin geliştirilmesi için hedeflere yönelik ilerlemeyi ölçmek ve değerlendirmek amacıyla iki yıllık bir çalışma programı oluşturdular. Ancak uyum finansmanını artırmak için net bir yol haritası olmaması, özellikle 2025'e kadar uyum finansmanını ikiye katlama hedefi göz önüne alındığında, hesap verebilirlik eksikliği yaratıyor. Bu konuların COP29'da ele alınması önem taşıyor.

Yeni Finans Hedefi 

COP28 sonuçları, Yeni Toplu Niteliksel Hedef (NCQG) adı verilen iklim finansmanı hedefinin benimsenmesini ve finans zorluklarının çoğunu COP29'a bıraktı. NCQG, gelişmiş ülkelerin gelişmekte olan ülkelere yıllık 100 milyar dolar iklim finansmanı sağlama taahhüdünü değiştirecek ve yeni hedefin belirlenmesi için müzakerecilerin net bir süreç oluşturmasını gerektirecek.

Müzakereciler, finans ilerlemelerinin yansımalarını da içeren Küresel Durum Değerlendirmesi kararını aldı. Bu karar, ülkelerin 2021'de 100 milyar dolar hedefini tutturamadığını kabul ederken, finansman açığının nasıl kapatılacağına dair belirsizliği sürdürdü. Aynı zamanda finans akışlarının Paris Anlaşması hedefleriyle tutarlı hale getirilmesi gerekliliği de vurgulandı.

COP28 ayrıca Yeşil İklim Fonu'nun ikinci takviyesine 3,5 milyar dolarlık yeni taahhüt getirdi. Ancak zorluk, taahhütlerin gerçek mali harcamalara dönüşmesini sağlamak ve özel finansmanı çekmek olacak.

Sıradaki adımlar, NCQG'nin unsurlarını belirlemek için teknik uzman diyalogları ve taslak müzakere metni için çerçeve geliştirmek amacıyla COP29'a yönelik çalışmaları içeriyor. Bu süreçte, finansman zorlukları ve taahhütlerin gerçekleşmesi konularında daha fazla netlik sağlanması önem taşıyor.

Ulusal İklim Taahhütlerinin Güçlendirilmesi

COP28'in ardından yapılan Küresel Durum Değerlendirmesi, ülkeleri 2025'teki COP30'a kadar yeni ve güncellenmiş Ulusal Katkı Beyanı (NDC'ler) sunmaya çağırıyor. IPCC'nin 1,5°C hedefini korumak için emisyonların 2035'e kadar %60 azaltılması gerektiğini belirten bu karar, daha iddialı NDC'lerin gerekliliğini vurguluyor.

COP28 sonucu, NDC'lerin sadece emisyon azaltma değil, aynı zamanda uyum, adil geçiş ve kayıp-hasarı içermesi gerektiğini vurguluyor. Ayrıca, NDC'lerin farklı sektörlerdeki dönüşümü yansıtması önemseniyor.

Önümüzdeki dönemde hükümetler, 2024'te NDC'lerin yeni turunu hazırlamaya başlayacak. Bu süreci desteklemek amacıyla COP28, BM'nin küresel ve bölgesel çalıştaylar düzenlemesini öneriyor. 2025'te ise BM Genel Sekreteri, ülkelerin yeni taahhütlerini sunmaları için özel bir etkinlik düzenleyecek.

Müzakereciler, COP28, COP29 ve COP30 başkanlıklarının önümüzdeki iki yıl boyunca uluslararası iş birliğini güçlendirmesi ve daha iddialı NDC'leri desteklemesi için "Misyon 1.5'e Giden Yol Haritası" oluşturmak üzere anlaştılar.

Karbon Piyasası

COP28, karbon piyasalarına ilişkin kurallarda anlaşmaya varmadı ve uluslararası karbon ticaretine dair belirsizlikleri sürdürdü. Bu durum, karbon piyasalarının gelecekteki yönergelerini belirsizlik içinde bırakarak çevresel bütünlüğü ve şeffaflığı tehdit edebilir.

Müzakereciler, dört ana konuda anlaşmazlık yaşadı:

1.Diğer ülkelere emisyon azaltımlarının transferine izin verme süreci ve yetkilendirmenin revize veya iptal edilme şartları.

2.Gizli bilgilerin gözden geçirilmesi ve ülke raporlarındaki tutarsızlıkların düzeltilmesi süreci.

3.Karbon ticaretinin ülkelerin NDC'lerini karşılamasına yönelik "iş birlikçi yaklaşımların" kapsamı ve tanımı.

4.Madde 6 kapsamında hangi faaliyetlerin karbon piyasalarına dahil edileceği.

Gıda ve İklim

COP28, gıda konusunda önemli adımların atıldığı bir dönem oldu. Yüz elli dokuz ülke, 2025'e kadar gıda ve gıda sistemlerini NDC'lerine entegre etme taahhüdünde bulunan Dayanıklı Gıda Sistemleri ve İklim Eylemine ilişkin COP28 Sürdürülebilir Tarım BAE Bildirgesi’ni imzaladı. Bu bildirge, gıda sistemindeki küresel oyuncuların, emisyon salan ülkelerin de aralarında bulunduğu birçok ülkenin katılımını içerdi.

Ayrıca, Gıda Sistemleri Dönüşümü için Şampiyonlar İttifakı (ACF) kuruldu. Üye ülkeler, Sürdürülebilir Tarım, Dayanıklı Gıda Sistemleri ve İklim Eylemi Bildirgesi'nin hedeflerine daha hızlı ulaşmak için "bütüncül devlet" yaklaşımını benimsemeyi taahhüt etti. BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), iklim değişikliğinin önlenmesine ve açlığın ortadan kalkmasına yönelik bir yol haritası yayınladı.

Müzakereler, entegre ve çok sektörlü çözümlerini teşvik ederken, Küresel Uyum Hedefi'nin yeni çerçevesi "iklime dayanıklı gıda ve tarımsal üretime ulaşma ve gıda temini ve dağıtımı" hedefine vurgu yapıldı. Gıda ve gıda sistemlerine yönelik bu taahhütler, COP'ta gıdanın iklim çabalarının merkezi hale geldiği bir döneme işaret ediyor.

Önümüzdeki süreçte tüm ülkeler, gıda ve gıda sistemlerini bir sonraki NDC turuna dahil etmeli ve COP29 ve COP30'da gerçek ilerleme kaydetmelidir. Bu taahhütlerin başarısı, ülkelerin politika reformları ve eylemlerine bağlı olacaktır. Aynı şekilde, şirketler, çiftçiler ve diğer sivil toplum aktörleri de benzer taahhütleri gerçekleştirmelidir.

Kentsel Alanlar

COP28, şehirlerin ve diğer ulus-altı aktörlerin iklim eyleminde daha büyük bir rol oynadığı bir dönemdi. "Yerel İklim Eylemi Zirvesi" ve Yüksek Hırslı Çok Düzeyli Ortaklıklar Koalisyonu (CHAMP) girişimi, 500'den fazla belediye başkanını, valiyi ve diğer liderleri bir araya getirerek şehirlerin iklim eylemindeki rolünü güçlendirmeyi amaçladı.

COP28, şehirlerin kritik iklim savaş alanları ve eylem ortakları olduğunu vurgulayarak, karbon emisyonlarının büyük bir kısmının kentsel alanlardan kaynaklandığını göz önüne serdi. Yeni dil, sıfır emisyonlu araçlar ve savunmasız topluluklardaki sağlık etkilerini azaltmayı içeriyor; özellikle hava kirliliği, su baskınları ve aşırı sıcaklık gibi şehirler için önemli konuları ele alıyor.

Önümüzdeki aylarda, bu taahhütlerin NDC gelişimine, şehir tasarımına ve yönetimine ve kentsel yaşam koşullarının iyileştirilmesine nasıl yansıyacağını görmek önemli olacak. 2025'teki NDC'lerin bir sonraki turunda daha iddialı kentsel hedeflere odaklanmak, ulaşım, enerji sistemleri, konut, hava kalitesi ve kentlerdeki yoksullara yönelik daha fazla iklim finansmanını içerecek ortak ulusal ve yerel eylemi yansıtacaktır.

Metan Emisyonları

COP28, metan kirliliğine karşı cesaret verici bir eylem dalgası getirdi. Hükümetler, şirketler ve hayırseverler, petrol, gaz, atık ve tarım sektörlerinde metan gazının azaltılmasına odaklanan projelere yönelik finansmanı üç katından fazla artırarak 1 milyar doların üzerinde yeni hibe açıkladı.

Küresel Metan Taahhüdü'ne beş yeni ülkenin katılması, toplam imzacı sayısını 155'e çıkardı. Bu taahhüt, küresel metan emisyonlarını 2030 yılına kadar 2020 seviyelerine göre %30 oranında azaltmayı hedefliyor. Ayrıca, ABD'nin metanla ilgili düzenlemeleri ve Çin'in bir sonraki NDC'sine metan eklemeyi taahhüt etmesi, önemli adımlar olarak öne çıktı.

Küresel Durum Değerlendirmesi, tüm ülkeleri metan da dahil olmak üzere CO2 dışındaki emisyonları azaltmaya ve bir sonraki NDC'lerine tüm sera gazlarını dahil etmeye teşvik ediyor.

Önümüzdeki dönemde ülkeler, metanla ilgili iddialı eylemleri 2025'teki bir sonraki NDC'lerine entegre etme fırsatına sahip olacak.

Ormanlar ve Arazi Kullanımı

COP28, 140'tan fazla dünya liderinin 2021'de on yılın sonuna kadar orman kaybını ve arazi bozulmasını durdurma ve tersine çevirme taahhüdünde bulunduğu Glasgow Liderler Bildirgesi'ne devam eden destekle birlikte güçlü bir siyasi irade sergiledi. Bu yıl, iklim ve doğa krizleriyle mücadelede finansmanın artırılması, yerli halkların ve yerel toplulukların katılımının sağlanması ve veri toplamanın iyileştirilmesi taahhüt edildi. Ayrıca, Ormanlar ve İklim Liderleri Ortaklığı (FCLP) tarafından duyurulan dört ülke paketi, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Gana, Papua Yeni Gine ve Kongo Cumhuriyeti'nin ormanlarını korumaya ve restore etmeye yönelik ulusal planlarını gerçekleştirmelerine destek olacak fon ve kapasite sunuyor.

Önümüzdeki süreçte, ülkelerin taahhütlerini takip edecek bir yol bulunmalı, ulusal hırs uluslararası finansmanla desteklenmeli ve finansmanın doğru kişilere ulaştığından emin olunmalı. Yerli Halklar ve Yerel Topluluklar Platformu, bu süreçte önemli bir forum olarak öne çıkıyor.

COP28 Taahhütlerini Eyleme Dönüştürmek

COP28'de alınan tarihi kararlarla, fosil yakıtlardan uzaklaşma ve yenilenebilir enerjiyi hızla artırma taahhüdü resmileşirken, şehirler ve gıda sistemleri iklim mücadelesinde önemli bir rol oynamaya başladı. Ancak şimdi, bu taahhütleri ulusal eyleme dönüştürmek ve bunları uygulamak için gerekli finansmanın sağlanmasına yönelik temel görevlere odaklanmamız gerekiyor. Bu taahhütlerin sadece bir başlangıç değil, aynı zamanda iklim değişikliğiyle mücadelede minimum standartlar olarak kabul edilmesi gerektiğine vurgu yapmak önemlidir. Özellikle savunmasız topluluklar ve ülkeler, eksik adımları atma lüksüne sahip değiller. BAE Mutabakatı, bir sonraki NDC turunda dönüştürücü iç mevzuat ve politikalarla, özellikle yenilenebilir enerji kaynaklarının artırılması ve fosilsiz taşımacılığın teşvik edilmesi gibi somut eylemlerle desteklenmelidir. Küresel anlaşmalar önemli, ancak dünya, ülkelerin bu krizde oynadığı rolü ne kadar etkili bir şekilde yerine getirdiklerine bağlı olarak şekillenecektir.

Kaynaklar:

https://www.wri.org/insights/cop28-outcomes-next-steps